Linkedin (Strix)

LinkedIn her ne kadar ülkemizde geç fark edilmiş bir platform olsa da, zaman içinde belli amaçlar doğrultusunda herkesin ilgisini çekti. CV paylaşımı, kişinin kendini anlatma ve profesyonel çevresi ile bağ kurma isteği gibi birçok amaç için açılan bu hesapların aktifliği, her zaman bir soru işaretidir. Kullanım sebebini sorguladığımız birçok sosyal medya platformu varken, LinkedIn’de neden bulunmamız gerektiği sorusunun cevabı herkes için çok nettir – LinkedIn; geçmişimizi ve bugünümüzü, okul ve iş hayatımızı, kısacası kariyerimizi özetleyen bir alan… Elbette bu platformda da eksik noktalar var; fakat bu eksikliğin platformun içini dolduran biz kullanıcılardan kaynaklı olduğunu düşünüyoruz.  Facebook ve Twitter başta olmak üzere birçok sekme açık iken, gün içinde LinkedIn’de kaç dakika geçirdiğimizi düşünmemiz yeterli olur.

LinkedIn bu büyümeyi, birçok platformun tersine özünü terk etmeden yakaladı. Duruşunun değişmemesi, kullanıcıların bu platforma daha çabuk alışması ve benimsemesine sebep oldu. Kullanıcıların ortak konularda profesyonel yaşantılarını tartışması bir yana, toplantıda tanıştıkları kişileri arkadaş olarak eklemeye başladılar. Bu bize kartvizit ilişkisinin bir adım ötesine geçildiğini ispatladı. Mesela, o toplantıdaki kişinin iş değiştirdiğine dair bildirim geldiğinde, ilişkinin kopmamasını hatta bu yeni iş kapsamında tekrar çalışma ihtimalinin gündeme gelmesini sağladı. Uzun vadeli düşünecek olursak, 10 yıl sonra sektördeki tüm isimleri tanıyıp onlarla bu platform üzerinden iş birliktelikleri de gerçekleştirmiş olacağız. Öbür taraftan, head hunter firmaları için kolaylık sağlayan bu platform, tüm firmalar için risk oluşturmaya başladı. Kimin nerede ve hangi projede çalıştığını görebildikleri için, sadece bir mesaj atıp doğru insanı görüşmeye çağırmaları mümkün oldu.

LinkedIn şu anda hem iletişim hem reklam özelliklerini çok niş kullanıyor. Aslında bu tüketicinin körleşmesini engelliyor. Diğer platfomlardaki gibi aynı modeli, aynı kişiye, aynı metinle yüzlerce kez gösterip skora oynamıyor. Bunun en azından tüketici kitlesini daha mutlu ettiğini düşünüyoruz.

Kurumsal firmalar açısından zaten globalde efektif kullanılan bu alanın Türkiye’de de çok etkin bir şekilde kullanılabileceğini düşünüyoruz. En azından tüketici buna hazır. Platformun içerisinde sosyal mecralarda gerçekten aktif ve Linkedin’i bir değer olarak gören bir kitle mevcut. Bu kitle birbirini etkileme özelliğine de sahip.

LinkedIn’in en önemli özelliği olan hedeflemeyi daha kreatif araçlarla bize sunmasını bekliyoruz aslında. Bugüne kadar sayfa alanlarında çok da güçlü iletişim yapılamıyordu. Bu da markaları biraz isimsiz pazarlamaya itiyor; ancak bu kadar bütçe harcanan alanda hiçbir marka adının geri planda tutulmasını istemiyordu. LinkedIn’in yeni güncellemeleri bizi heyecanlandırdı açıkçası. Beğeni ve yorum alanlarının olması, güncellenebilmesi iletişimi biraz daha canlandıracaktır.

Kaynak: Wandadigital